Evet sevgili dostlarım. Dostlarım derken hangi dosttan bahsettiğimi bende bilmiyorum ya her neyse. İçimde bir yerlerde beni dinleyen usta yazar sana ithafen yazılıyor bunların hepsi. Ne bekliyorsun ki benden?-Bilmem. Ne diye kafamı kurcalıyorsun yaz bir şeyler işte diye. Al geldim buraya yine gevezeliğim tuttu konuşuyorum kendimle. Samimiyim en azından değil mi ? Saçmalarken herkes samimidir; ama emin olun sürekli saçmalamayacağım. Samimi olarak anlatılmayan her şey emin olun ki kimseyi düşünmeden ve elden hiç bir şeyin gelmeyeceğini öngörerek gerçekleştirilmiştir.
İnsanlık tarihinin gelişimi bir acı, utanç mıdır esasında? Yoksa, efsanevi olaylar şeklinde gelişen bir destan mıdır? Marco Polo'nun geziler kitabı, coğrafi keşifler, Avrupa'nın diğer uygarlıklardan öğrendiklerini geliştirmeleri. Ve günümüzde hala gelişmekte olan nedir? İnsanlık değil elbette. İnsan, hala aynı insan bir nebze olsun değişmedi. Peki gelişen nedir? Bana bunun cevabını verin. Ülkeler, teknoloji, sanayi, bilim.... Yok olan ise, doğa; yani çarkı döndüren en önemli varlık. Onu yok etmeye mi çalışıyoruz? Gelişmeye mi? İhtiyaç fazlası üretimler; milyonlarca insan açlıktan ölüyor. İnsan denilen şey gerçekten hayvanlardan daha acımasız ve düşüncesiz; oysa ki düşünmek bizi hayvanlardan ayıran özelliğimiz değil mi ? Ve hiç kimsenin bunları düşünmesine fırsat verilmiyor. Düşünmemize fırsat verilmiyor çünkü. Okul, Aile, İş, İlişkiler bunların hepsi tamamen bir problem. Yani bizi bize unutturan şeyler. Ve gelişiyormuş gözünü sevdiğim dünyam. Şu an keyif çatıyor, yatağımda yatıyor olabilirim. Bu onların bana sağladığı bir kolaylıkta olabilir. Ama doğanın yok olması, dengelerin bozulması insanlığa zarar verecek.Bu şimdi olmuyor diye susamam.
Her gün anlatacağım işte böyle. Orada buradan. Ne gelirse aklıma. Gelmezse de bekleyeceğim. Bu istikrarı kısa bir süre sağlasam bile bir şeydir benim için.Keşke bu kadar basit olmasaydı deyip uzaklaşıyorum. Düşünün bakalım olmayan kimseler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder